Sendikamız Avukatı Av. Ebru Büşra Selvitopu Ankara 6. İdare Mahkemesi nezdinde açılan davaya katıldı.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz’in, “TÜİK’in enflasyon verilerinin asılsız olduğu” gerekçesiyle, Ankara 6. İdare Mahkemesi’nde açtığı davada, TÜİK avukatları, emekli maaşlarındaki artışın TÜİK yetkisinde olmadığını belirterek, davanın usulden ve esastan reddini istedi. İdare Mahkemesi, nihai kararını 15 gün içerisinde açıklayacak.
Emekli Yargıtay Üyesi Seyfettin Çilesiz’in, “TÜİK’in enflasyon verilerinin asılsız olduğu” gerekçesiyle açtığı dava, Ankara 6. İdare Mahkemesinde duruşması görüldü. Seyfettin Çilesiz, avukatı Ali Ekrem Gündoğan ile TÜİK vekillerinin katıldığı duruşmaya, emekli sendikası, dernek üyeleri ve bazı milletvekilleri de destek verdi.
Duruşmada söz alan avukat Gündoğan, “TÜİK, ‘ben sadece enflasyonu hazırlıyorum, ben sorumlu değilim’ diyor. ÖSYM, soruları vermeyeceğim ben sorumlu değilim sınavdan diyebilir mi? Davalı kurum şeffaf olsaydı, madde sepetindeki madde fiyatlarında, şu an burada olmazdık. Biz TÜİK’in madde sepetinde bir kilo sütün ne kadar olduğunu bilmiyoruz. TÜİK, İTO ve ENAG’tan enflasyon verilerinin istenmesini, üniversitelerden uzmanların bu verileri inceleyip rapor hazırlamasını talep ediyoruz” dedi.
“Bu dava sadece benim davam değil, bütün emeklilerin davasıdır.”
Davayı açan emekli Yargıtay Üyesi Seyfettin Çilesiz de TÜİK’in enflasyonu düşük göstermesi nedeniyle emekli maaşlarına oldukça az zam yapıldığını belirterek, şunları söyledi:
“Emeklilerin büyük bir bölümü sefalet içinde yaşıyor, açlıkla savaşıyor. Emeklilerin yaşadığı sorunları çözmekle asıl görevli olan TBMM ve siyaset kurumu bu konuya yeterli ilgi göstermiyor. Bu yüzden emekliler olarak bizlerin başvuracağı tek yer kalıyor bu da bağımsız mahkemeler. Bu dava sadece benim davam değil, sayıları aileleriyle birlikte 20 milyonu bulan emeklilerin davasıdır. Bu dava kamu yararı en üst seviyede olan bir dava. Milyonlarca emekli kulağını açmış burayı dinliyor. Bu dava aslında TÜİK için de bir fırsattır. TÜİK verilerini açıklarsa üstündeki şüpheyi de atmış olur. Bir sosyal atıkmışız gibi bize bakılıyor. Oysa emekliler devlete yük değil, enflasyonun da sebebi değildir. Gerçek enflasyon oranlarında maaşlarımıza zam yapılması gerekmektedir.”
“Emekli maaşlarındaki artış TÜİK yetkisine dahil değildir”
Duruşmada savunma yapan TÜİK vekili ise TÜİK’in, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yetkisi ile verilerini yayımladığını vurguladı. Enflasyon verileri belirlenirken seçilen maddelerin ortalama fiyatlarının açıklandığını ifade eden TÜİK vekili, “Emekli maaşlarındaki artış TÜİK yetkisine dahil değildir” dedi.
Diğer TÜİK vekili de şöyle konuştu:
“Bu dava, 2022 yılında, 2023 yılında da açıldı. Her iki dava incelenmeksizin ret ile sonuçlandı. Emeklilerin maaş artışlarını temin eden mevzuat, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na bağlıdır ama buna hiç değinmiyorlar. Enflasyon farkı ödemelerini kıstas alıyorlar. TÜİK’in açıkladığı rakamların doğrudan doğruya idari işlemlere etkisi yoktur. Bizim rakamlarımız, idari ve icrai nitelikte değildir.
Emeklilerin maaş artışına ilişkin TÜİK’in hiçbir görevi, yetkisi ve sorumluluğu yoktur. Dolayısıyla bize bu konuda husumet beslenemez. ENAG’ın temsilcileri fiyatları internetten topluyor, bir temsilcisi Amerika’da bir temsilcisi İspanya’da bir temsilcisi Bahreyn’de. Bir diğer konu İTO. İTO’nun kullandığı İstanbul Ücretliler Endeksi. 2025 yılı itibarıyla onlar da endekslerini güncellediler ve rakamlarını TÜİK’e yakınsadılar. Ayrıca İstanbul gibi büyük bir ilin verilerini tüm Türkiye ile kıyaslayamayız. TÜİK ise 81 ilin verilerini tutuyor. Öncelikle usul bakımından davanın reddini ardından da esastan davanın reddini talep ediyoruz.”
“Madde sepetindeki madde fiyatlarını versinler…”
TÜİK avukatlarının ardından tekrar söz alan avukat Gündoğan, “Madde sepetindeki madde fiyatlarını versinler. Mahkeme buna göre incelemesini yapsın. 85 sayfalık savunma yaptılar ama bir tek madde sepetini açıklamadılar. Mahkeme bu şekilde nasıl denetleme yapabilir? TÜİK kısacası ‘beni denetleme’ diyor. ‘Kamuoyuna açıklamıyoruz’ dediler. Mahkemeye neden verilmiyor peki. Devlet sırrı bile olsa mahkeme ile paylaşılması gerekir. Biz davayı ispat ettiğimizi düşünüyoruz. Şeffaf olmayan bir davalı kurum, bir başka kurumu, ENAG’ı ‘şeffaf değil’ diye de eleştiremez. Önce siz şeffaf olacaksınız eleştirebilmek için” dedi.
Avukat Gündoğan’ın beyanlarına karşı TÜİK vekili ise “30 yıldır bu işi yapıyorum. Ben de Anayasa okudum. Dolayısıyla ne dediğimin farkındayım. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kurumuyuz, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlıyız. Merdiven altı bir kurum değiliz. ‘TÜİK güvenilmez’ diyor davacı vekili ama en az diğer kurumlar kadar güvenilirdir TÜİK. TÜİK neyi saklıyor? 2022 yılında ortalama madde sepeti fiyatlarının hesaplanması durduruldu. Durdurulan bir hesaplamanın verilerini nasıl hesaplayacağız. Durdurulduğu için de açıklanmıyor. Çünkü motorlu taşıt deniliyor örneğin ama ucu çok açık. Bu yüzden hesaplanması durduruldu” diye konuştu.
TÜİK avukatı, duruşma salonuna kalabalık nedeniyle zor girdiğini belirterek, “Dava dosyasına sunduğumuz içerikler sosyal medyada, gazetelerde paylaşılıyor. Bunu davacı tarafı paylaşıyor. Burada sosyal ve siyasi bir amaç edinmişler. Burası bir ceza mahkemesi değil. ‘TÜİK sanık sandalyesinde’ diye manşetler atılıyor. Ayrıca Yargıtay Onursal Üyesi emeklisi olmakla bir işçi emeklisi olmak arasında bir fark var mıdır? Bunun çözüm yeri TÜİK değildir, TÜİK yanlış adrestir” dedi.
Dava sonrası Çilesiz ve avukatı Ali Erdem Gündoğan, basın açıklaması yaptı.
“Bu dava ilerde emekli olacakların da davası” diyen Çilesiz, TÜİK avkutalarının duruşmadaki savunmalarının hukuki değerinin bulunmadığını söyledi.
Mahkemenin adil bir duruşma yönettiğini, kararın 15 gün sonra karar açıklayacağını belirten Çilesiz, “Umutla bekliyoruz. TÜİK vekili, siyasi ve sosyal amaç güttüğümü ifade etti. TÜİK uyanıklık yapıp son söz olarak söyledi bunu. Baştan söyleseydi gerekli cevabı verecektim kendisine.
Duruşmadan sonra da tessüflerimi bildirdim. Ben 75 yaşında sağlığı da çok iyi olmayan bir insanım. Benim ne sosyal ne de siyasal hangi menfaatim olabilir? Tek amacım var, hem kendim daha da ziyade, sayıları 8 milyonun üzerinde olan ve açlık sınırının altında emekli maaşı alan insanların sorunlarına çözüm üretmek için toplumsal dinamizmi harekete geçirmek benim tek amacım” diye konuştu.
“TÜİK’in gündeminde arabalar var, vatandaşın çarşı ve pazardaki sebze-meyve fiyatları ile ilgilenmiyorlar”
Çilesiz’in ardından konuşan avukatı Gündoğan, önceki TÜİK Başkanı Birol Aydemir’in uzman olarak dinlenilmesi taleplerinin reddedildiğini söyledi.
TÜİK’in, bir daire başkanı, iki avukat ile mahkemeye katıldığını belirten Gündoğan, şunları söyledi:
“Savunmalarında daha çok ENAG, İTO ve Seyfettin Bey’i suçlar nitelikte savunma yaptılar. Madde sepetindeki madde fiyatlarını neden açıklayamadıklarını mahkemeye de açıklayamadılar.
Mahkemeye neden vermediklerine ilişkin bir açıklamada da bulunmadılar. Sadece İTO’nun, ENAG’ın ya da diğer sendika ve derneklerin yapmış olduğu enflasyon hesaplarının doğru olmadığı, kendi hesaplamalarının doğru olduğu iddiasında bulundular. Yine arabalardan örnek verdiler. İzleyen emekli dernekleri çok şaşırdı.
Buraya gelen emekli derneklerinin hiçbirinin şu an arabayla bir ilgisi yok. Gerçekten şu an eve ekmek nasıl götürecekleri, sebze ve meyve fiyatları ile ilgileniyorlar. TÜİK, lüks arabalardan örnek verdi. Demek ki TÜİK’in gündeminde arabalar var, vatandaşın çarşı ve pazardaki sebze-meyve fiyatları ile ilgilenmiyorlar anladığımız kadarıyla.
TÜİK’in tek savunması esasan şuydu. Mahkemeye ısrarla bu davanın esasa girmeden usulden reddedilmesini talep etti. Yani ‘davayı tartışma, bana bir zırh ver, dava açılmasın’ diyor. Biz de bununla ilgili Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu, yürütmenin her türlü işleminin yargı denetimine açık olduğunu söyledik. Bu dava aslında TÜİK için bir fırsattı. Çünkü kamuoyunda TÜİK çok tartışılıyor, güvensizlik var. Bunu ispat etmek için de madde sepetindeki madde fiyatlarını mahkemeye sunacaktı ve tüm emekliler, biz TÜİK’in doğru söyleyip söylemediğini anlayacaktık.
Ama şimdi madde sepetindeki madde fiyatlarını mahkemeye vermediği gibi ‘ben bunun hesaplamasını da yapmıyorum’ iddiasında bulundu. O zaman akla ‘sen nasıl hesaplıyorsun?’ sorusu geliyor. Bunu da açıklamadılar. Böyle olunca şüphe de iyice arttı.”
Avukat Gündoğan, mahkemenin adil bir arar vereceğine inandıklarını dile getirerek, “Bu dava sadece Seyfettin Çilesiz’in değil, milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor” dedi.
Davacı Çilesiz’in talebi üzerine duruşma açarak tarafları dinleyen Ankara 6. İdare Mahkemesi heyeti, kararını 15 gün içerisinde açıklayacak. (ANKA)
Not: Benzer şekilde hali hazırda görev yapan kamu çalışanlarını temsilen 2024 yılı ikinci dönem için açıklanan enflasyon verilerine ilişkin açılan davamız Ankara 20. İdare Mahkemesi2025/192 E. sayılı dosyasında sürmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Gidilmedik ilçe, sıkılmadık el bırakmadan büyük bir özveri ile 1 hafta süren Şanlıurfa ve çevre iller çıkartmamızı gerçekleştirdik.
TEÇ-SEN Yönetim Kurulu üyelerimizin ve Şanlıurfa Şubemizin birlikte sürdürdüğü ilçe ziyaretlerimizi Genel Başkanımız Ümit DEMİREL’in de 27-28 Şubat tarihleri arasındaki katılımıyla tamamladık.
Başta Şanlıurfa Şube Başkanımız Ali GÜLER ve değerli şube yönetimine, Şanlıurfa eğitim çalışanlarına destekleri ve misafirperlikleri için şükranlarımızı sunarız.
BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ, BİRLİKTE KAZANACAĞIZ!
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

TEÇ-SEN’in TBMM’ye Yönelik Talepleri ve Önerilen Çözümler
TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, devlet memurlarının sorunlarına ilişkin acil çözüm çağrısında bulunarak TBMM’ye kapsamlı bir talep listesi sundu. İşte öne çıkan başlıklar ve detaylar:
- Ekonomik İyileştirmeler
- Yoksulluk Sınırı Üzerinde Ücret: En düşük memur maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, enflasyon farkının aylık ödenmesi ve gelir vergisi oranının %15’e sabitlenmesi talep ediliyor.
- 3600 Ek Gösterge: 1. derece kadrolu tüm memurlara 3600 ek gösterge verilmesi için yasal düzenleme bekleniyor.
- Fazla Mesai Ücreti: Fazla mesainin brüt maaş üzerinden hesaplanması ve resmi tatillerde 2 katı ödeme yapılması isteniyor.
- Sosyal Haklar ve Çalışma Koşulları
- Yıllık İzin Düzenlemesi: İzin sürelerinin hafta sonu/resmi tatillerle çakışması durumunda bu günlerin izinden sayılmaması ve kullanılmayan izinlerin nakdi olarak ödenmesi öneriliyor.
- Yeşil-Hususi Pasaport: 10 yıllık kamu hizmeti olan tüm çalışanlara sınıf ayrımı olmaksızın yeşil pasaport verilmesi talep ediliyor.
- Becayiş Hakkı: Aynı kurum ve kadrodaki personelin becayiş yapabilmesi için mevzuat engellerinin kaldırılması planlanıyor.
- Kadro ve İstihdam Reformları
- YHS’nin Kaldırılması: Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nın lağvedilerek bu kadrolardaki çalışanların eğitimlerine uygun pozisyonlara atanması öngörülüyor.
- Sözleşmeli Personel Süresi: Sözleşmelilerin çalışma süresinin 3+1 yerine 1+1 yıl olarak düzenlenmesi isteniyor.
- Öğretmen Atamaları: Ücretli öğretmenler ve eğitim fakültesi mezunu memurların kadroya geçirilmesi için düzenleme yapılması talep ediliyor.
- Yönetim ve Liyakat Sistemleri
- Görevde Yükselme: Sınavların 2 yılda bir açılması, sözlü mülakatların kaldırılması ve sürecin 3 ay ile sınırlandırılması öneriliyor.
- Sınavsız Atamaya Son: Liyakat gerektiren kadrolara sınavsız atama yapılmaması için yasal düzenleme çağrısı yapılıyor.
- Sendikal Haklar ve Teknik Düzenlemeler
- Sendika Üyelikleri: Üyelik işlemlerinin E-Devlet üzerinden kolaylaştırılması planlanıyor.
- Kamu Mühendisleri Kanunu: Mühendisler için meslek kanunu çıkarılması ve Teknik Hizmetler Sınıfı oluşturulması talep ediliyor.
Ümit Demirel’den Vurgu:
“Memurların ekonomik ve sosyal haklarındaki erozyon durdurulmalı. TBMM, bu talepleri yasa teklifine dönüştürerek acilen harekete geçmeli. Mücadelemiz haklarımız tanınana kadar sürecek.”
📌 TEÇ-SEN’in talepleri, kamu çalışanlarının refahını artırmaya yönelik kapsamlı bir reform paketi niteliğinde. Uygulanması halinde memur maaşları, emeklilik koşulları ve çalışma haklarında önemli iyileştirmeler bekleniyor.
TEÇ-SEN – DEVLET MEMURLARI ORTAK SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
- En düşük Devlet memuru ücret ve tazminatlarının toplamının “YOKSULLUK SINIRININ” üzerinde belirlenmesi ve standartlaştırılması ve enflasyon farklarının aylık ödenmesi ve Gelir vergisinin %15’e sabitlenmesi,
- 1.Dereceye gelen tüm devlet memurlarına 3600 Ek gösterge verilmesi,
- YHS-Yardımcı Hizmetler Sınıfının kaldırılması ve bu kadroda görev yapan tüm devlet memurlarının eğitim durumlarına uygun kadrolara atanması,
- İşçi ve emeklilerimize ödenen “ikramiye” kapsamının devlet memurlarını da kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi,
- 08/09/1999 sonrası göreve başlayanlar için Kademeli emeklilik sisteminin oluşturulması için kanuni düzenleme yapılması,
- Banka promosyon ihalelerinin Cumhurbaşkanlığımızca merkezi yapılması ve il ve ilçelerde oluşan farklı banka promosyon ücretlerine son verilmesi,
- Kamu mühendisleri Meslek Kanununun çıkarılması,
- Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan eğitim çalışanlarına kadro ve sınıf ayrımı olmaksızın “Yönetim” ve “Görev Karşılığı” “Ek Ders” ücreti ödenmesi,
- Kamuda sözleşmeli olarak istihdam süresinin 3+1’den 1+1’e dönüştürelmesi,
- Becayiş hakkının kanunda yer almasına rağmen uygulama alanının idarece kısıtlanması veya kullandırılmaması hususlarındaki yasakların kaldırılması ve aynı kurumda, aynı sınıf ve kadroda olan kamu çalışanlarının becayiş hakkının kullanmasının sağlanması,
- Devlet memuru olan ve 10 yıllık hizmeti olan tüm kamu çalışanlarına sınıf, kadro ve unvan gözetilmeksizin “Yeşil-Hususi Pasaport” verilmesi için kanuni düzenleme yapılması,
- Memur olarak istihdam edilen ve öğretmenlik için aranan tüm vasıfları taşıyan ve eğitim fakültesi mezunu olan tüm öğretmenlerimiz ile ücretli öğretmenlik yapanların sınıf ve öğrencilerine kavuşması için kanuni düzenleme yapılması,
- Şef kadrosunda görev yapan yöneticilerimizin Ek ödeme ve Özel Hizmet tazminatlarına +40 puan ilave edilmesi,
- Görevde Yükselme ve Unvan değişikliği sınavlarının 2 yılda bir her kadro için açılması, sözlü sınav uygulamasına son verilmesi, görevde yükselme sınav ilanı-sınav-atama süreçlerinin 3 ay ile sınırlandırılması ve ilan edilen boş kadrolar için sınavı kazananlar arasından ak atama yapılması,
- Devlet memurları görev tanımlarının güncellenmesi ve geçici görevlendirme usul ve esaslarının belirlenmesi için kanuni düzenleme yapılması,
- Devlet memurlarının sendika üyelik işlemlerinin E-Devlet kapısından yapılması için yasal düzenleme yapılması,
- Devlet memurlarının yıllık izinlerinin hafta sonuna, resmi tatillere denk gelen kısımlarının izinden sayılmaması ve kullanılmayan/kullandırılmayan yıllık izinlerin ücretle karşılanması için kanuni düzenleme yapılması,
- Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavlarına tabii kadrolara “Sınavsız Atama” yapılmaması için kanuni düzenleme yapılması,
- Aşçı, berber, terzi, kaloriferci, bahçıvan, v.b. unvanlarda görev yapan devlet memurlarının sınıflarının “Teknik Hizmetler Sınıfı” olarak düzenlenmesi,
- Fazla mesai günlük ücretleri; aylık bürüt maaşı/30 günlük üzerinden hesaplanıp günlük olarak hesaplanması, fazla mesai saatlik ücret; fazla mesai günlük ücret/8 saatlik üzerinden hesaplanıp saatlik olarak hesaplanması ve hafta sonu, bayram ve resmi tatil günlerinde ise 2 katı olarak ödenmesi için kanuni düzenleme yapılması gerekmektedir.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Kamu Birliği Konfederasyonu ve Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sn. Özgür ÖZEL’i makamında ziyaret ettik.
3600 ek gösterge, YHS, bayram ikramiyesi, kademeli emeklilik 1+1 sistemi dahi birçok konuyu görüşüp desteklerini istedik.
Sayın Özgür ÖZEL haftaya yapacağı grup toplantısında bu konuları kamuoyuna duyuracağını belirtti.
Sayın Özel’e nezaketi ve misafirperverliği için teşekkür ederiz.




Bilindiği üzere; TÜİK, TÜFE kapsamındaki madde sepetine dahil ettiği maddelerin fiyatlarını kamu oyuna açıklamamakta, uzunca bir süredir bu konuda şeffaflık sergilememektedir.
Bu gerekçe ile sendikamızca daha önce, enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı, 2024 yılı ilk altı aylık enflasyonun belirlenmesinde kullanılan parametrelerin ve rakamlarının açıklanması istemiyle TÜİK’e başvuru yapılmış, “TÜİK ise hesaplamalara ilişkin teknik bilgilere yer vererek hesaplamaların bilimsel ölçütlere göre yapıldığını, bireylerin beklenti ve değerlendirmelerinin sübjektif olduğunu, istatistiki amaçlar ile belirlenen TÜFE oranının hangi resmi ve özel kurumlarca hangi çalışmalarda kullanılacağının kurumla alakası olmadığını, maaş artışlarında dikkate alınan endekslerin düşük kaldığı yönündeki iddianın hesabın yanlış olarak yapıldığına karine teşkil edemeyeceğini belirtmiş ve bu yöndeki talebimizi reddetmiştir.”
Bunun üzerine; Sendikamızca Ankara 24.İdare Mahkemesinde 2024/1501 E. sayılı dosya ile dava açılmış, enflasyon oranlarının bilimsel ölçütlere uygun olarak uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden hesaplama yapılması ve bu hesaplamanın ilan edilerek memur maaşlarının güncellenmesi talep edilmiştir.
Mahkeme ise ilk açtığımız bu davada “kara komik” bir karara imza atmış, talebimiz özetle; “Ülkenin ekonomi alanındaki istatistiklerini derlemek ve yayımlamak ile görevli olan davalı idare tarafından aylık olarak açıklanan enflasyon artış oranlarının davacının maaşının artışına doğrudan bir etkisinin olmadığı, ikincil bir işlem olan toplu sözleşmeye hüküm koyulmak suretiyle davacının maaşında etki yaptığı, dolayısıyla davalı idare tarafından açıklanan ve sadece istatistiki bir veri olarak paylaşılan enflasyon artış oranlarının, kamu gücünün üçüncü kişiler üzerinde ayrıca başka bir işlemin varlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruya çeşitli hukuki sonuçlar doğurmak suretiyle etkisini gösterdiği işlemlerden olmadığı kanaatine varıldığından, davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır”. gerekçesiyle mesnetsiz bir şekilde reddedilmiştir. Gerekli itirazlarımız Ankara Bölge İdare’ne yapılmış, hukuki süreç devam etmektedir.
İlk altı aylık dönem için yürüttüğümüz hukuki süreç devam ederken, sendika olarak ikinci altı aylık dönem için de yinelediğimiz talebimizi, TÜİK bu sefer farklı bir kara komikliğe imza atarak “hesaplanan ve yayımlanan verilerin resmi istatistik niteliğinde olduğunu, kuruma herhangi bir sorumluluk yükletilemeyeceği” gerekçesiyle reddetmiştir.
Tüm bu gerekçeler ile Sendikamızca; Ankara 20. İdaresi Mahkemesi nezdinde 2025/192 dosya numarası ile dava açılmış; Dava dilekçemizde özetle;
- 01.07.2024 ile 31.12.2024 tarihleri arasına ait TÜFE kapsamındaki maddelerin fiyatları ile TÜFE hesaplaması ile ilgili yöntem ve verilerin tamamının istenilmesine;
- ENAG Gruptan, ve İTO’DAN 01.07.2024 ile 31.12.2024 tarihleri arasındaki TÜFE hesaplamasına dahil edilen fiyat verileri ile TÜFE hesaplamasına ait yöntem ve verilerin istenilmesine;
- TÜFE hesaplamasına dahil olan madde fiyatlarını kapsayan verilerin mahkemece resen seçilecek olan üniversitelerin istatistik ve ekonomi hocalarından oluşan 3 yada 5 kişilik bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi ile 01.07.2024 ile 31.12.2024 tarihine kadar olan TÜFE oranın yeniden hesaplanmasına;
ilişkin karar verilmesi talep edilmiştir.
Bizler gibi tüm kamuoyu da çok iyi biliyor ki TÜİK verileri gerçeği yansıtmıyor. “TÜİK verilerini paylaşmıyor, hatta bunu isteyen mahkemeye dahi bilgi vermiyor.
Bilgi için tıklayınız.
Biz bu konuda su götürmez bir şekilde haklı olduğumuzu biliyoruz. Şu anda ümit ediyor ve bekliyoruz ki; Hukukçuların deyimiyle söyler isek “Berlin’de Hakimler Var.” ise bu husus er ya da geç mahkeme kararları ile tespit edilecektir.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Bilindiği üzere; Öğretmenlik Meslek Kanunu çerçevesinde gerçekleştirilen Uzman ve Başöğretmenlik düzenlemeleri, öğretmenlerimizin maaşlarında kayda değer iyileştirmeler sağlamış ve eğitim camiasında büyük bir memnuniyet yaratmıştır. Ancak, bu olumlu gelişmeler, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan eğitim çalışanlarının genelinin maaşlarına yansımamış; yönetici pozisyonundaki eğitim çalışanları da dahil olmak üzere, bu düzenlemenin dışında bırakılmışlardır.
Sendika olarak uzun zamandır, yaşanan bu ücret dengesizliğine çözüm üretilmesi gerektiğini çeşitli kanallar vasıtasıyla Bakanlığımıza iletmiş, son olarak 15 Ocak 2025 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı önünde “Ek Ders Ücretimi İstiyorum” Eylemi gerçekleştirmiş, aynı gün de Bakan Yardımcımız Ömer Faruk YELKENCİ ile bir araya gelmiştik.
Gerçekleşen görüşmede, eğitim çalışanları arasındaki ücret dengesizliğinin en pratik ve hızlı çözümünün, yönetim görevi karşılığı ve görev karşılığı olmak üzere eğitim çalışanlarının tamamına ek ders ücreti ödenmesi olduğu vurgulanmıştık.
https://www.tec-sen.org/haberdetay.aspx?hid=12699
Sayın Bakan Yardımcımız da teklifimizin değerlendirilebilir olduğunu, sunduğumuz teklif üzerinde detaylı bir çalışma hazırlamamızı ve kendisine iletmemizi istemişti. Bu bağlamda sendikamızca hazırlanan “Milli Eğitim Bakanlığı’nda G.İ.H., T.H.S.,Y.H.S, ve S.H.S.’nda ve Sözleşmeli Pozisyonlarda Görev Yapan Eğitim Çalışanlarına Yönetim Görevi ve Görev Karşılığı Ek Ders Ücreti Ödenmesi Hakkında Rapor”u Milli Eğitim Bakanlığına Sunduk.
Raporumuzda; Ek ders ücreti ödemelerinin; Bakanlığımıza bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli personelimizin, inceleme, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim ile ilgili görevleri ve eğitim-öğretim hizmetlerinden ek ders görevi olarak kabul edilen etkinlikler için de gerçekleştirilebildiği;
Bu düzenlemeler ile; idarecilik görevi üstlenenler için yönetim görevi karşılığı, öğrencisi bulunmayan kurumlarda görev yapan ve rehberlik v.b. görevleri yerine getiren öğretmenlerimizin derse girme olanakları olmamakla birlikte, sayılan görevleri üstlenmelerinden dolayı ve inceleme, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim ile ilgili görevleri yerine getirenlere de görev karşılığı ek ders ücreti ödenebildiği;
Bakanlığımızın, çeşitli unvan ve görevler için gerçekleştirdiği farklı ek ders ödemeleri ile kurum içerisinde yönetim görevi üstlenenler açısından ücret kaybı yaşanmamasını ve yapılan görevlerin özelliği nedeniyle bu görevleri üstlenenlerin daha fazla ücret almalarını sağladığı; diğer ek ders ücreti ödemeleri ile de fiilen derse girilmeyen hallerde, ancak eğitim-öğretim ile ilgili diğer görevlerin yerine getirilmesi karşılığında ücret ödemeyi amaçladığı;
Uzman ve Başöğretmenlik düzenlemeleri ile öğretmenlerimiz için gerçekleştirilen ücret artışlarının, Bakanlığımız teşkilatında görev yapan tüm eğitim çalışanlarına dengeli bir şekilde yansıtılmasının en kısa ve pratik yolunun, yönetim görevi ve görev karşılığı ek ders ücreti ödemesinden geçeceğini düşündüğümüzü ifade ederek;
2011 yılına kadar pratiği olan “Yönetim Görevi Karşılığı Ek Ders Ücreti” ödemesinin geri getirilmesi; Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın 10.
Maddesi’ne;
- İl Milli Eğitim Müdürü, Şube Müdürü, Müfettiş, İlçe Müdürü, İl Müdür Yardımcısı, Şef, Avukat, Sivil Savunma Uzmanı, Tesis Müdürleri gibi yöneticilerin haftada 35 saati ders niteliğinde yönetim görevi sayılır ve fiilen görev yapma karşılığında ek ders ücreti ödenir. şeklinde hüküm eklenmesi;
- Bakanlığımızın bu düzenlemeyi hayata geçirirken Genel İdare, Teknik Hizmetler ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı ile Sözleşmeli Pozisyonda görev yapan eğitim çalışanlarını da, kurum içi adaletin sağlanması adına mutlaka bu düzenlemenin içine katması gerektiğinin altı çizilerek,
- İlgili kararda ek bir madde ihdas edilmesi, Teknik Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarının haftada 30 saati ders niteliğinde görev sayılır ve fiilen görev yapma karşılığında ek ders ücreti ödenir. şeklinde hüküm eklenmesi;
- Genel İdare Hizmetleri Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarının ve sözleşmeli personellerimizin haftada 25 saati ders niteliğinde görev sayılır ve fiilen görev yapma karşılığında ek ders ücreti ödenir. şeklinde hüküm eklenmesi;
- Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarının haftada 20 saati ders niteliğinde görev sayılır ve fiilen görev yapma karşılığında ek ders ücreti ödenir. şeklinde hüküm eklenmesi ve yaşanan ücret dengesizliğinin ortadan kaldırılması talep edilmiştir.
- Milli Eğitim Bakanlığı’na sunduğumuz raporda belirttiğimiz üzere, eğitim çalışanları arasındaki ücret dengesizliklerinin giderilmesi, eğitim sistemimizin sürdürülebilirliği için kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, yönetim görevi ve görev karşılığı ek ders ücretlerinin tüm eğitim çalışanlarına eşit bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
Eğitim alanında motivasyon ve verimliliği artırmak adına, önerilerimizin dikkate alınmasını ve gerekli düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesini bekliyoruz. Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
Rapora ulaşmak için tıklayınız.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Geçtiğimiz hafta; “Aşçılarımızın Teknik Hizmetler Sınıfına geçirilmesi yönünde bir engel olmadığını, bu minvalde gerekli düzenlemenin yapılması için Cumhurbaşkanlığı’na talepte bulunacağımızı, talebimizin olumsuz karşılanması halinde de gerekli hukuki süreci başlatacağımızı duyurmuştuk.”
Bugün de, aşçı bir üyemiz üzerinden oluşturduğumuz talebimizi, Cumhurbaşkanlığı Makamına illettik.
Talebimizde kısaca; 3795 Sayılı Kanun ile birlikte Aşçılık ile ilgili bölümlerden mezun olanların Teknisyen ve Tekniker Unvanlarına Sahip olduklarının açık olduğu, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. Maddesi ile de Teknisyen ve Tekniker Unvanlarının Teknik Hizmetler Sınıfına Dahil olduğu ifade edilmiştir.
Yine talebimizde; Aşçı kadrosu için yaşanan bu çelişkili sürecin geçmişte matbaacı kadrosu için de yaşandığı ve bu konuda Devlet Personel Başkanlığının, 3795 sayılı Kanuna istinaden “Matbaa, Meslek Lisesinin çeşitli bölümlerinden mezun ilgililerin gördükleri öğrenimleri itibariyle ihtiyaç duyulması halinde mesleklerini ifa etmek üzere Teknik Hizmetler Sınıfındaki teknisyen unvanlı kadrolara atanmalarının mümkün olduğu mütalaa edilmektedir.”
şeklinde görüşü ile sorunun çözüldüğü belirtilmiştir.
Ayrıca günümüzde kamuya aşçı alımlarının teknisyen ve tekniker unvanları ile yapılmaya başlandığının altı çizilmiş, bunu gerçekleştiren kamu idareleri örnek gösterilmiştir.
Yine, daha önce aynı konuda Ankara 6. İdare Mahkemesi nezdinde açılmış ve görülmüş davada, “Aşçıların; 657 sayılı Kanun’daki sınıflardan hangisine tabi olarak görev yapacakları hususunda Cumhurbaşkanlığı’nca yapılan bir tespit bulunmadığı, başka bir ifadeyle, davacının geçmek istediği “Teknik Hizmetleri Sınıfı’nda sayılan meslekler arasında “aşçılık” mesleğine yer verilmediği ya da “aşçılık” mesleğinin bu sınıfta sayılan mesleklerden herhangi birine dahil olacağı yönünde de Cumhurbaşkanlığı’nca bir tespit yapılmadığı…”nın belirtildiği ifade edilerek;
Aşçı kadrosuna ilişkin hizmet sınıfının açıklığa kavuşturulması için gerekli tespitin ve akabinde gerekli kararın verilmesi, böylece aşçı kadrolarının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36’ncı maddesinin birinci fıkrasının “Teknik Hizmetler Sınıfı” başlıklı II numaralı bendi kapsamına alınması talep edilmiştir.
Cumhurbaşkanlığının talebimize olumlu cevap vermesini umut ediyor ve bekliyoruz. Ancak cevabın olumsuz olması durumunda; gerekli hukuki süreç Sendikamızca işletilmeye başlanacak, gelişmeler eş zamanlı olarak kamuoyu ile de paylaşılacaktır.
Dilekçe örneğine ulaşmak için tıklayınız.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Genel Başkanımız Ümit DEMiREL, Genel Sekreterimiz Salih Burçin POYRAZ, ve Genel Başkan Yardımcımız Ali GÜLER’den oluşan heyetimiz ile Personel Genel Müdürü Bülent ÇİFTÇİ’yi makamında ziyaret ettik.
Ziyaret kapsamında görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları, aşçılarımızın yaşadığı ve acil çözüm bekleyen konular, aylıkla ödül kriterlerinin değiştirilmesi, görev tanımları ile ilgili yönerge hazırlanması, il içi ve il dışı isteğe bağlı yer değişikliklerinde yaşanan sorunların çözülmesi, ana başlıklarında eğitim çalışanlarının güncel talepleri ve sendikamızın çözüm önerileri üzeninde duruldu.
Sayın Genel Müdürümüzle Aralık ayı içerisinde yaptığımız son görüşmenin ışığında, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavlarının açılması için çalışmaların ne aşamada olduğu konusu ele alındı.
Genel müdürümüz; “Sınav Takviminin Belirlenmesi için Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile gerekli yazışmanın yapılacağını, gelecek cevaba göre sürecin işletileceğini” ifade etmiştir.
Yine; Meslek Liseleri, Meslek Yüksek Okulları ve Gastronomi gibi Aşçılık ile ilgili alanlardan Teknisyen ve Tekniker Unvanı ile Mezun Olan Aşçılarımızın da unvan değişikliği sınavlarına katılabilmelerinin sağlanması üzerinde duruldu.
Ayrıca; Aşçılarımızın bir çoğu Pansiyonlu Okullarımızda görev yaptığı, bu personellerimizin yaptıkları görev itibari ile Haftasonu ve Resmi Tatillerde Dahi Mesai yaptıkları, ancak yaptıkları fazla mesailer karşılığında fazla mesai ücreti ödenemediği, fazla çalışmaları karşılığında izin konusunda da problemler yaşadığı. yaşanan bu mağduriyetin giderilmesi amacıyla, Milli Eğitim Bakanlığı İzin Yönergesine “Aşçılarımızın fazla yaptıkları mesailerin cetvellere işlenerek sömestr ve yaz tatillerinde bu fazla çalışmaların telafi edilmesi yönünde hüküm eklenmesi ” gerektiği ifade edildi.
Genel Müdürümüz; aşçılarımızın ciddi bir kısmının, yaşanan huzursuzluklar ve olumsuzluklar nedeniyle kurumdan ayrıldığından bilgisinin olduğunu, yaptıkları görev itibari ile özel kadrolar olduğunun farkında olduğunu bildirmiştir.
Bu nedenlerle; aşçılarımızın motivasyonunun artırılması amacıyla unvan değişikliği sınavına katılmalarının sağlanması gerektiğini, yaptıkları görev itibari ile “657. Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 99. Maddesinde yazılı Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir. Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir.” Hükmüyle mesai gün ve saatlerinin de bağdaşmadığını, talebimiz doğrultusunda M.E.B. İzin Yönergesine aşçılar ile ilgili özel madde eklenebileceğini, bu hususlar için sorumla birimlere talimat vereceğini ifade etmiştir.
Yine aylıkla ödüller konusu ele alınarak, Ödül alacak personel sayısının tespitinde eğitim öğretim hizmetleri sınıfı toplam personel sayısının binde yirmisinin eğitim öğretim hizmetleri sınıfında görev yapan personel için kullanılması, g.i.h.,t.h.s.,y.h.s. ve s.h.s toplam personel sayısının binde yirmisinin de bu sınıflarda görevli personel için kullandırılması. Millî Eğitim Bakanlığı Personeline Başarı, Üstün Başarı Belgesi ve Ödül Verilmesine Dair Yönerge’nin, Ek-4 Formu (Ç) bölümde bulunan kriterlerin gih,ths,yhs ve shs sınıflarında görev yapan eğitim çalışanları açısından bir ölçüt olarak kabul edilmemesi ve bu yönde ilgili yönergede değişiklik yapılması talebimiz hatırlatıldı.
Genel Müdürümüz de; kriterler bakımından haksızlık oluştuğu konusunda hem fikir olduğunu bu yönde Yönerge’de değişikliğe gideceklerini ifade etti.
İl içi ve İl Dışı İsteğe Bağlı Yer Değişikliklerinde Sıra Tayine Geçilmesi yönünde yaşanan sorunları daha önce ki görüşmemizde dile getirdiğimizi, istekleri doğrultusunda uygulamada yaşanan sorunları ve çözüm yollarını içerir Raporumuzu ilettiğimizi, ancak bu süre zarfında öğretmenlerimiz ile ilgili değişikliğin yapıldığını G.İ.H.,T.H.S.,Y.H.S. ve S.H.S sınıflarında görev yapan eğitim çalışanları için bir düzenleme halı hazırda gerçekleşmediği bildirilmiş,
Genel Müdürümüz de; raporumuzu tekrar inceleyip bu yönde çalışma yapacaklarını ifade etmiştir.
Yine Görev Tanımları ile ilgili yaşanan boşluğa değinilmiş; Bakanlık Merkez Teşkilatımızda bir çok genel müdürlüğümüzün buna Personel Genel Müdürlüğü de dahil olmak üzere İç Hizmet Yönergeleri ile hem genel müdürlüklerin, hem de görevli eğitim çalışanlarının görev, yetki ve sorumluluk alanları ayrıntılı bir şekilde belirlendiği, ancak İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile onlara bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli eğitim çalışanlarının görev, yetki ve sorumluluk alanlarının bir yönerge ile tanımlanmadığı, kurum içi işleyişte zaman zaman problemler yaşandığı, Bu nedenle; Personel Genel Müdürlüğü İç Hizmet Yönergesinin, Bakanlığımız Taşra Teşkilatı için de aynı şekilde uyarlanması ifade edilmiş,
Genel Müdürümüz de; Taşra Teşkilatı için de ayrı bir yönerge veya İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliği’nin daha kapsamlı hale getirilebileceğini ifade etmiştir.
Öğretmenlerimizin yararlandığı müze kart, “şehir içi ve şehirler arası ulaşımlarda indirim” v.b. haklarından tüm eğitim çalışanlarının faydalanması için ulaştırma bakanlığı, belediyeler, gibi resmi kurumlarca yapılan indirimlerin tüm eğitim çalışanlarının faydalanacağı şekilde revize edilmesi istenmiş,
Genel Müdürümüz de; isteğimiz de haklı olduğumuzu konuyu Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ileteceğini ifade etmiştir.
Son olarak; Valilik ve Kaymakamlık onayı ile görevlendirme Şoförlük yapan Eğitim Çalışanlarının şoför kadrosuna geçirilmesi ile ilgili çalışmaların ne aşamada olduğu sorulmuş,
Genel Müdürümüz de; illerden bilgilerin istendiğini sürecin olumlu bir şekilde devam ettiğini ifade etmiştir.
Sayın Genel Müdürümüze; eğitim çalışanlarının sorunlarına karşı yaklaşımı, sorunlara karşı duymuş olduğu empati ve çözümü noktasında irade ortaya koyma konusundaki isteği için bir kez daha teşekkür ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Sözleşmeli personellerimizin, aile birliği mazeretlerinin karşılanması talebimiz için, Bakanlık çalışma başlattı.
Bu sorunu daha önce; “Sözleşmeli Olarak Görev Yapan Eğitim Çalışanlarına, Aile Birliğine Bağlı Yer Değiştirme Hakkı Mutlaka Tanınmalıdır.” haberimiz ile ele almış, konu ile ilgili Bakanlık yetkililerimiz ile de yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmiştik.
HABER DETAY:
https://www.tec-sen.org/haberdetay.aspx?hid=11658
Yazılı ve sözlü taleplerimizde, her ikisi de bakanlığımızda sözleşmeli olarak görev yapan, eşi kamu personeli olan, iki yılda toplamda 365 gün sigortalılık süresi şartlarına haiz olup aile birlikteliğine bağlı yer değiştirme talebinde bulunan yüzlerce sözleşmeli personelin taleplerinin Bakanlığımızda bekletildiğini, bazılarına ise olumsuz cevap verildigini ifade etmiş;
Sözleşmeli personellerimizin,bu konuda oluşmuş mağduriyetlerinin ortadan kaldırılması amacıyla Bakanlığımızın artık bu belirsizliğe bir son vermesi ve yaşanan bu soruna ivedilikle bir çözüm üretmesi gerektiğini vurgulamıştık.
Bakanlığımız da sözleşmeli personellerimizin ve sendikamızın bu yöndeki taleplerine daha fazla kayıtsız kalmamış,aile birliğine bağlı mazeretlerin, karşılanması amacıyla çalışma başlatmıştır.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Kamu Birliği Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Teç-Sen Genel Başkanı Ümit Demirel’in başkanlığında, Kamu Birliği Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcısı Arif Camgöz, Kamu Birliği Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Genç Eğitim Sen Genel Başkanı Ali Aras Altıntaş, ve Teç-Sen Genel Sekreteri Salih Burçin Poyraz’dan oluşan heyetimiz bugün Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci ile bir araya geldi.
Görüşmede; Milli Eğitim Bakanlığı önünde gerçekleştirdiğimiz eylem ve taleplerimiz ele alındı.
Uzman ve Başöğretmenlik düzenlemeleriyle öğretmenlerimize sağlanan maddi iyileştirmelerin, yöneticilerimize ve eğitim çalışanlarının tümüne de yansıtılması talebi, görüşmemizin ana gündem maddesi olarak belirlendi.
Daha önceki yıllarda “Yönetim Görevi Karşılığı Ek Ders Ücreti” ödendiği, geçmişte pratiği olan bu uygulamanın tekrar hayata geçirilmesi gerekliliğinin altı çizildi.
- Ve Bakanlığımızın bu düzenlemeyi hayata geçirirken, Genel İdare, Teknik Hizmetler ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarını da, kurum içi adaletin sağlanması adına mutlaka bu düzenlemenin içine katması gerektiği ifade edildi.
- Bu nedenle; Şef, şube müdürü, müfettiş, ilçe müdürü, müdür yardımcısı, avukat, sivil savunma uzmanı, tesis müdürü unvanlarında, yönetici pozisyonunda görev yapan eğitim çalışanlarına Yönetim Görevi Karşılığı Haftada 35 Saat Ek Ders ücreti,
- Teknik Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarına Görev Karşılığı Haftada 30 Saat,
- Genel İdari Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarına ve sözleşmeli personellerimize Görev Karşılığı Haftada 25 Saat,
- Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarına Görev Karşılığı Haftada 20 Saat Ek Ders Ücreti ödenmesi için Bakanlığımızın acilen bir düzenleme yapması talep edildi.
Sayın Bakan Yardımcımız; bu teklifin değerlendirilebilir olduğunu teklifimiz üzerinde detaylı bir çalışma hazırlayıp kendisine iletmemizi istemiştir.
Ayrıca;
- Öğretim Yılına Hazırlık Ödeneğinin Eğitim Çalışanlarının Tümüne Ödenmesi ,
- Milli Eğitim Bakanlığı Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Sınavlarının İki Yılda Bir Her Kadro İçin Açılması, Sözlü Sınav Uygulamasına Son Verilmesi, Görevde Yükselme Sınavı İlanının 3 Ay İle Sınırlandırılması Ve İlan Edilen Boş Kadrolar İçin Sınavı Kazananlar Arasından Ek Atama Yapılması, 76. Madde Atamalarına Son Verilmesi.
- 4-B Sözleşmeli Çalışanların Aile Birliğinin Sağlanması Amacıyla Düzenleme Yapılması.
- Görevde Yükselme Sınavlarına 4-B” Li Personelinde Dahil Edilerek Yıl Şartının Kaldırılması,
- İl İçi İsteğe Bağlı Yer Değiştirmelerde Kurumların Boş Karo Sayısının En Az %50 Sinin İlan Edilmesi, Sıra Tayin Sistemine Geçilmesi Yönünde yönetmelik Değişikliği Yapılması.
- Bakanlığımızca Yapılan Merkezi Sistem Sınavlarında Tüm Eğitim Çalışanlarının Salon Başkanı Ve Salon Gözcüsü Olarak Görevlendirilmesi İçin Yönetmelik Değişikliği Yapılması.
- Millî Eğitim Bakanlığı Personeline Başarı, Üstün Başarı Belgesi ve Ödül Verilmesine Dair Yönergenin, Ek-4 Formu E bölümde bulunan kriterlerin gih,ths,yhs ve shs sınıflarında görev yapan eğitim çalışanları açısından bir ölçüt olarak kabul edilmemesi ve bu yönde ilgili yönergede değişiklik yapılması,
- Öğretmenlerimize Dönük Gerçekleştirilen İndirim Anlaşmalarında Veya Başka Kurumlarca Tanınan İndirimlerde Tüm Hizmet Sınıflarını Kapsayıcı Bir Anlayışla Hareket Edilmesi.
- Bakanlığımız Bünyesinde Memur, Şef, Teknisyen Ve Tekniker Olarak Yaparken Görevde Yükselme İle Öğretmen Kadrosuna Geçen Personelimizin Memurlukda Geçen Hizmetlerinin Uzman ve Başöğretmenlik Başvurularında Değerlendirilmesi,
- Becayiş Hakkının Kanunda Yer Almasına Rağmen Uygulama Alanının Kısıtlanması Veya Kullandırılmaması Hususlarındaki Yasakların Kaldırılması ve Aynı Kurumda, Aynı Sınıf Ve Kadroda Olan Kamu Çalışanlarının Becayiş Hakkından Yararlanması.
- Görev Tanımlarının Yapılması, Geçici Görevlendirmelerde Keyfiyete Son Verilmesi, Bu yönde Usul Ve Esasların Belirlenmesi İçin Düzenleme Yapılması.
- Banka Promosyon İhalelerinin Bakanlığımızca Merkezi Yapılması.
- Memur Olarak İstihdam Edilen Ve Öğretmenlik İçin Aranan Tüm Şartları Taşıyan , Eğitim Fakültesi Mezunu Kamu Çalışanlarının Unvan Değişikliği Sınavı İle Öğretmenlik Yapmalarına Olanak Verilmesi.
- Destekleme kurslarında Görev Alan Eğitim Çalışanlarına ödenen saat başı ücretin fazla mesai ücretinin on katı olacak şekilde ödenmesi.
- Döner Sermaye İşletmesi Olan Kurum Müdürlüklerine, Yatılı Veya Pansiyonlu Kurum Müdürlüklerine Bir İdari Müdür Ve Müdür Yardımcılığı, Öğrenci Sayısı 1000’in Üzerinde Olan Okul Müdürlüklerinde, İdari Müdür Yardımcılığı Kadrosu Açılması.” Ve Okullarımızın İdari Yönetimi İle Eğitim Öğretim Yönetiminin Birbirinden Ayrılması İle Okul Ve Kurumlarımızın Daha Profesyonel Bir Yönetim Anlayışı İle Yönetilmesi Yönünde taleplerimizi içeren brifing dosyamız elden kendisine iletildi.
Sayın Bakan Yardımcımıza; heyetimize göstermiş olduğu yakın ilgi, ilettiğimiz yönetim görevi ve görev karşılığı ek ders ücreti ödenmesi talebimize yönelik çözüm odaklı yaklaşımından ötürü bir kez daha teşekkür ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

























