Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mayıs 2025 verilerine göre, yıllık enflasyon %35,41, aylık enflasyon ise %1,53 olarak kaydedilmiştir. Ancak kamuoyunda sıkça sorulan bir soru: Zam dönemleri yaklaştıkça enflasyon verileri sistematik şekilde düşürülüyor mu!? Bu sadece bir tesadüf müdür, yoksa planlı bir manipülasyon mudur?
Her yıl sadece iki defa – Ocak ve Temmuz aylarında – zam alan memur ve emeklilere, bu zamlardan sonra ortaya çıkan enflasyon farkı ödenmektedir. Ne var ki, bu farklar hesaplanırken kullanılan son iki aylık verilerin, neredeyse her yıl düşüş eğiliminde olması dikkat çekicidir. Bu durum, milyonlarca memur ve emeklinin maaş artışlarının bilinçli olarak düşük tutulduğu kuşkusunu doğurmaktadır.
💢 Mayıs ayında açıklanan %1,53’lük enflasyon oranı, pazardaki, marketteki, kiradaki artışlarla hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Gerçek hayat pahalılığı ile TÜİK’in rakamları arasındaki uçurum her geçen gün derinleşmektedir.
💢 Bu tablo açıkça göstermektedir ki; TÜİK, enflasyon oranlarını objektif ve şeffaf biçimde değil, ihtiyaca! göre şekillendirmektedir. Bunun sonucunda da, memur ve emekliler ekonomik gerçeklerden kopuk, adaletsiz zam oranları karşı karşıya kalmaktadır.
📌 TEÇ-SEN olarak bir kez daha uyarıyoruz:
• Enflasyon farkı aylık olarak ödenmelidir!
• TÜİK verileri bağımsız denetime açılmalıdır!
• Refah payı, bir lütuf değil; temel bir hak olarak tanınmalıdır!
• Memur ve emekliler gerçek enflasyona karşı korunmalıdır!
🔴 MEMUR VE EMEKLİYE SIFIR ZAM, SIFIR TEPKİ!
Artık Uyanın!!! Yıllardır milyonları ilgilendiren toplu sözleşmelerde %0 zam alabilen, TÜİK’in tartışmalı verileri karşısında tek bir cümle kuramayan yetkili konfederasyon, bu adaletsizliğin en sessiz ortağıdır!
• Artık susarak destek olanlara değil, yüksek sesle mücadele edenlere ihtiyaç var!
📣 Buradan Tüm Kamu Çalışanlarına Sesleniyoruz:
Artık kandırılmaya, oyalanmaya, sessizliğe mahkûm edilmeye son verin!
Haklarınızı gerçekten savunan TEÇ-SEN’de Kamu Birliği Konfederasyonu’nda Birleşin.
✊ Unutmayın:
Hak, ancak mücadeleyle alınır!
Masa başında değil, sahada kazanılır!
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Bakanlığımız ve diğer kurum/kuruluşlar arasında yapılan anlaşmalar kapsamında toplu taşıma, konaklama, sosyal ve kültürel faaliyetler gibi alanlarda sağlanan indirim ve ayrıcalıkların büyük bir kısmı, yalnızca eğitim-öğretim hizmetleri sınıfında görev yapan personeli kapsamakta; genel idare, teknik hizmetler, yardımcı hizmetler ve sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan eğitim çalışanları bu haklardan faydalanamamaktadır.
Örneğin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerlerine ücretsiz giriş hakkı ya da toplu ulaşımdan indirimli yararlanma gibi uygulamalar, yalnızca eğitim öğretim hizmetleri sınıfında görev yapan eğitim çalışanlarını kapsamaktadır.
Bu durum, eğitim çalışanları arasında eşitlik duygusunu zedelemekte, ayrımcılık hissi doğurmakta ve kurum içi aidiyet duygusunu olumsuz etkilemektedir. Eğitim camiasının bir bütün olduğu gerçeği göz önüne alındığında, bu tür uygulamaların yalnızca belirli bir hizmet sınıfını kapsaması, ekip ruhunu ve çalışanların birbirine olan bağlılığını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Sendikamız, eğitim çalışanlarının tamamının aynı çatı altında görev yaptığı ve aynı hedefler doğrultusunda çalıştığı gerçeğinden hareketle, sağlanan indirim ve ayrıcalıkların kapsamının genişletilerek tüm hizmet sınıflarını kapsayacak şekilde düzenlenmesi için gerekli girişimlerde bulunmuştur. Bu düzenlemeler yalnızca bireysel moral ve motivasyonu artırmakla kalmayacak, aynı zamanda kurumsal verimliliği ve çalışanlar arasındaki iş barışını da pekiştirecektir.
Bu doğrultuda, Bakanlığımız ve ilgili kurumlarla yapılan anlaşmaların kapsamlarının genişletilmesi, tüm eğitim çalışanlarının bu haklardan eşit şekilde faydalanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması talebimizi ilettik. Sürecin takipçisi olduğumuzu ve gelişmeleri siz değerli üyelerimizle paylaşmaya devam edeceğimizi belirtmek isteriz.
Eğitim çalışanlarının hak ettiği değeri gördüğü, eşitlik ve adaletin sağlandığı bir çalışma ortamı için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 73. Maddesi kapsamında devlet memurlarına karşılıklı yer değiştirme (becayiş) hakkı tanınmıştır.
Birçok kamu kurum ve kuruluşu da Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliklerinde bu hükme yer vererek, çalışanlarının bu haktan faydalanmasını sağlamışlardır.
Ancak Milli Eğitim Bakanlığı ilgili yönetmeliklerinde bu hususa yer vermemiştir. Bu eksiklik nedeniyle, eğitim çalışanlarının karşılıklı yer değiştirme hakkı işlevsiz bırakılmıştır.
Oysa karşılıklı yer değiştirme (becayiş), kamu hizmetlerinin sürekliliğine ve aksamamasına etki etmeyen bir uygulamadır.
Aynı unvan, statü ve yeteneklere sahip kamu çalışanlarının karşılıklı yer değiştirmesi, boş veya dolu kadro sayısında herhangi bir değişikliğe yol açmamakta; dolayısıyla kamu hizmetlerinin niteliği ve niceliği üzerinde olumsuz bir etkisi bulunmamaktadır.
Bu hakkın tanınması durumunda; kadrolu olarak görev yapan ancak boş kadro olmadığı gerekçesiyle yer değiştiremeyen ve sözleşmeli olarak göre yapan ve 4 yıl boyunca yer değişikliği hakkı bulunmayan eğitim çalışanlarına bir nebze kolaylık sağlanmış olacaktır.
Bu nedenlerle, ilgili mevzuatında karşılıklı yer değiştirme (becayiş) hakkına yer verilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını Milli Eğitim Bakanlığı’ndan resmi olarak talep ettik.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Kamu çalışanlarının ve emeklilerinin 8. Dönem Toplu Sözleşme Masasında çözüme kavuşturulmasını istedikleri talepleri kamuoyunun gündemine taşımak amacıyla gerçekleştirdiğimiz “Eskişehir’den Ankara’ya Pedal Çeviriyoruz” eylemimizden basına yansıyanlar.
https://www.iha.com.tr/ankara-haberleri/unipersen-uyeleri-eskisehirden-ankaraya-pedal-cevirdi-240193728: “ESKİŞEHİR’DEN ANKARA’YA PEDAL ÇEVİRİYORUZ” EYLEMİMİZİ TAMAMLADIK! https://tivi6.com.tr/tec-sen-genel-baskani-umit-demirel-ve-uniper-sen-genel-baskani-ibrahim-guzelden-carpici-aciklamalar/: “ESKİŞEHİR’DEN ANKARA’YA PEDAL ÇEVİRİYORUZ” EYLEMİMİZİ TAMAMLADIK! https://www.haberkenti.com/unipersen-toplu-sozlesme-talepleri-icin-bisiklet-turu-duzenledi-455434#google_vignette: “ESKİŞEHİR’DEN ANKARA’YA PEDAL ÇEVİRİYORUZ” EYLEMİMİZİ TAMAMLADIK! https://www.medyagazete.com/haber/unipersen-uyeleri-eskisehirden-ankaraya-pedal-cevirdi-1167456: “ESKİŞEHİR’DEN ANKARA’YA PEDAL ÇEVİRİYORUZ” EYLEMİMİZİ TAMAMLADIK! https://www.sondakika.com/ekonomi/haber-unipersen-den-bisikletli-eylem-18649775/#google_vignette: “ESKİŞEHİR’DEN ANKARA’YA PEDAL ÇEVİRİYORUZ” EYLEMİMİZİ TAMAMLADIK! https://www.habermemur.net/unipersen-ve-tec-senden-hak-arayisi/: “ESKİŞEHİR’DEN ANKARA’YA PEDAL ÇEVİRİYORUZ” EYLEMİMİZİ TAMAMLADIK!
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Ulaştırma Hizmetleri Mesleki Eğitim ve Geliştirme Kurslarına katılarak (SRC) uygulama teorik sınav sorumlusu kurs seminerini başarılı şekilde tamamlayan Tüm Eğitim Çalışanlarının da Teorik uygulamalı sınavlarda görev alması için Milli Eğitim Bakanlığına resmi başvurumuzu yaptık.
Mevcut yönergede sadece yönetici ve öğretmenlere sınav görevi verilmekte olup, belge sahibi diğer eğitim çalışanları bu kapsam dışında tutulmaktadır. Sınav sorumluluğu eğitimi alan tüm personelin teorik ve uygulamalı sınavlarda görev alması liyakat ve verimlilik açısından gereklidir.
Alınan bu kurs yalnızca bir belge değil, aynı zamanda sahada aktif görev alma sorumluluğunu da beraberinde getirmekte, Yapılacak olan teorik ve uygulamalı sınavlarda tüm eğitim çalışanlarının görev alabilmesinin önünün açılması hem sınavların daha etkin yürütülmesi hem de insan kaynağının verimli kullanılması adına oldukça verimli olacaktır.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme Değerlendirme ve Sınav hizmetleri Genel Müdürlüğünce yapılan E-Sınav Merkezi ile Yazılı Sınav görevlendirilmelerinde Şef, Memur ve Hizmetli, Kurye Açık öğretim sınavları görevlendirilmesi “nin MEBBİS Sistemi üzerinde yer alan Sınav İşlemleri Modülüne ekleme yapılması,
Tüm sınavların gözükmesi, sınavlara her unvan için başvuru hakkı tanımlamasının yapılması, tüm sınavların eşit bir şekilde görev alma imkanının tanımlaması ve il bazında başvuru yapılması hakkı verilmesinin sağlaması hususunda;Milli Eğitim Bakanlığına başvurumuzu yaptık.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Hepimizin malumu Dün Nisan ayı enflasyon verileri açıklandı. Enflasyon rakamlarının ardından açıklama yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın: Hakem Kurulu’nun adil kararlar üretmediğini savundu ve kurulun adeta noter gibi davrandığını ifade ederek, “Hakem Kurulu kolay olanı seçip kendi yetersizliğini mühürlemiştir” dedi. Açıklamasının devamında ise “4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun mevcut haliyle kamu çalışanlarının sorunlarına çözüm üretmediğini, Cumhurbaşkanı’na da bu durumu ilettiğini belirtti.
Yasanın Meclis kapanmadan değiştirilmesi ve Ağustos ayında adil bir toplu sözleşme masası kurulması gerektiğini” söyledi. Son olarak da yarım ağız seyyanen zam ve gelir vergisinin sabitlenmesini istedi.
Şimdi bakıyoruz yapılan açıklamaya; ilk başta “Ağam Bizimle Eğleniyor!!” demekten başka bir söz ağzımızdan dökülmüyor.
Çünkü bu zat, teklif edilen zam oranlarını yıllardır sanki kendisi noter gibi onaylamamış, bir gün önce teklife kapalıyız deyip, bir gün sonra yarım puan artışa imzalar atmamış gibi tüm sorumluluğu hakem kuruluna yüklüyor. Hakem kurulunu Noter olmakla suçluyor ki yıllardır kendi noterliğinin üstü kapansın istiyor. Bitmiyor, Anayasa Mahkemesinin %2 garabetini iptal etmesi ile birlikte diline doladığı 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun değiştirilmesi gerektiğini her fırsatta söylüyor, ama bu değişikliğin çerçevesinin neler olduğunu kamuoyuna açıklamıyor.
Ama biz bu cümlenin altında nelerin saklı olduğunu ve nelerin amaçlandığını çok iyi biliyoruz.
Bir kere bu büyük cümlelerle tarif edilen isteklerin içerisinde; “memur ve emeklisi için kırık iğne kadar dahi bir şey yok, ama sendika enflasyonu çarpıtması var.” Yine; “Toplu sözleşme sürecinde sendikalara güç katma konusunda hükümetten bir talep yok ama işçi sendikalarında da pratiği var denilen dayanışma aidatı manipülasyonu var.
Tüm bu taleplerin toplamında; memur ve emekliyi ilgilendiren tek bir sonuç yok ama sonuçları itibariyle başta cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümete zarar vereceğini adı gibi bildiği halde, siyaset kurumunu aldatarak onlara yön verme isteği var.
Dikkat edin yine bu zatın dilinde; TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığı ile ilgili tek bir cümle ve enflasyon farklarının aylık ödenmesi için tek bir talep yok. Dilinde sadece yarım ağız söylenmiş ve kendi isteğiyle olmayacağını adı gibi bildiği refah payı istemi ve gelir vergisinin sabitlenmesi var. Refah payı artışının niye kendi isteğiyle olmayacağını da açayım..
2023 seçimleri öncesi memurlarımıza seyyanen zam verilmesi onun deyimiyle “pratiğinde” bir dahlinin olmadığını, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı kamuoyu önünde iki kere net bir şekilde ifade etmişti. Bir refah payı artışı olursa bunda da yine kendilerinin bir payının olmayacağını adımız gibi biliyoruz.
Ve bunu o da çok iyi bildiği için, Memur sürünürmüş, emekli kan ağlarmış umurunda bile değil. Böyle bir derde hiç sahip olmadı, olması da mümkün değil. Bunun için Kamu çalışanları baskı ile, olmadı toplu sözleşme ikramiyesi ile sendika üyeliğine mecbur olsun, böylece sendikanın kasası bir şekilde dolsun. Buradan aldığı gücü de seçkin üyelerini müdür müdür yardımcısı yapmak için kullansın yeterli.
Mahalle Alev almış, Kamu Çalışanları Yanıyor, Emekliler açız açız diye inliyor,. Yetkili Konfederasyonu Temsilen Yaşananlara Tercüman Olacağı, Çözüm İsteyeceği Yerde, Geçmiş Emeklinin, Kamu Çalışanlarının Karşısına Saçlarını Tarıyor, Tutturmuş Bir 4688
Değişmeli Türküsü Başka Bir Şey Bilmiyor.

TÜİK’in Nisan ayı enflasyonunu %3, yıllık enflasyonu ise %37,86 olarak açıklaması, ENAG’ın aynı dönemdeki %4,46 ve %73,88’lik verileriyle kıyaslandığında, iki kurum arasında %98’lik bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Bu fark, çarşı-pazarda karşılaştığımız gerçek enflasyonun TÜİK verileriyle örtüşmediğini ve maaş artışlarının yetersiz kaldığını göstermektedir.
Son 6 yılda yaşanan ekonomik kriz nedeniyle alım gücümüz %500 oranında gerilerken, TÜİK’in düşük gösterdiği enflasyon oranları yüzünden de %100’e yakın enflasyon farkı alacağımız oluşmuştur. Bu durum, memur ve emeklilerin ekonomik şartlar ve gerçek enflasyon karşısında ezilmesine neden olmaktadır.
Memur ve Emekliler Gerçek Enflasyon Karşısında Eziliyor
Memurlar ve Emekliler: TÜİK’in düşük gösterdiği enflasyon oranlarına göre yapılan maaş artışları, alım gücümüzü gerçek enflasyon karşısında hızla eritmektedir. Memur ve emekliler, reel olmayan enflasyon oranlarına göre yapılan artışlar nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır.
Ne Yapılmalı?
1.TÜİK Verileri Şeffaf Hale Getirilmelidir: Enflasyon hesaplama yöntemleri bağımsız denetime açık olmalıdır.
2.Enflasyon Farkları Aylık Ödenmelidir: Memur ve emeklilerin alacakları düzenli olarak ödenmelidir.
3.Refah Payı Artırılmalıdır: Son altı yıl boyunca alım gücümüzde oluşmuş kayıpların giderilmesi amacıyla, maaş artışlarına mutlaka refah payı eklenmelidir.
4.Vergi Dilimi Yüzde 15’e Sabitlenmelidir: Çalışanların maaşlarına yapılan zamlar, yılın ilerleyen aylarında daha yüksek vergi dilimlerine girilmesi nedeniyle fiilen erimekte ve maaş artışlarının etkisi ortadan kalkmaktadır.
Vergi dilimlerinin mevcut yapısı, özellikle orta ve düşük gelirli çalışanlar için ciddi bir ekonomik yük oluşturmaktadır. Bu nedenle, vergi dilimlerinin yüzde 15’e sabitlenmesi, çalışanların gelirini korumak ve ekonomik adaleti sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır..
Sonuç Olarak
Memur ve emekliler, düşük gösterilen enflasyon oranları nedeniyle ekonomik krizin yükünü en ağır şekilde taşımaktadır. TÜİK’in verilerinin şeffaf hale getirilmesi, enflasyon farklarının düzenli ve aylık ödenmesi ve de gelir vergisi oranının %15’e sabitlenmesi memur, emekli ve tüm çalışanları açısından ekonomik adaleti sağlamak noktasında acil bir gerekliliktir. Aksi takdirde, toplumsal huzursuzluk kaçınılmaz olacaktır.

Bilindiği üzere; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan sosyal haklar ve yardımlar arasında “giyecek yardımı” da bulunmaktadır. Bu yardım; Sendikamızın da talepleri ve mücadelesi neticesinde 01/01/2010 tarihinden itibaren nakden ödenmeye başlanmıştır.
O gün için yardımların nakdi olarak ödenmeye başlanmasını ciddi bir kazanım olarak addetmiş, uygulamada yer alan eksikliklerin ve adaletsizliklerin de biran önce giderilmesi gerektiğini de eklemiştik.
Ancak; aradan geçen 15 yıl sonunda maalesef, ne eksiklikler giderilmiş ne de bu konuda yaşanan adaletsizlikler ortadan kaldırılmıştır.
2025 Yılı Güncel Giyim Yardımı Tutarları
Aşağıdaki tablo, 2025 yılı için önerilen giyim kalemlerinin brüt tutarlarını göstermektedir:
| Giyim Kalemi | Brüt Tutar (TL) |
| Takım Elbise | 906,36 |
| Ceket | 713,14 |
| Pantolon/Etek | 192,03 |
| Gömlek | 124,05 |
| Kravat/Papyon | 34,85 |
| Palto/Manto | 906,36 |
| Pardesü-Gocuk | 447,12 |
| Erkek Ayakkabısı | 255,76 |
| İş Önlüğü | 91,43 |
- Bugün itibariyle; hizmetli ve şoför kadrolarında görev yapan eğitim çalışanlarına 1 takım elbise ve 1 ayakkabı giyim yardımı yapılırken, V.H.K.İ. ve teknisyen olarak görev yapan personelimize ise bir önlük karşılığı komik rakamlara tekabül eden oranlarda giyim yardımları yapılmakta, sayılan kadrolar haricinde kalan eğitim çalışanlarına ise neredeyse hiçbir şekilde giyim yardımı yapılmamaktadır.
Talepler ve Çözüm Önerileri
Kapsam Genişletme, Adil Dağılım:
- V.H.K.İ. ve Bilgisayar İşletmeni kadrolarına komik de olsa iş önlüğü karşılığı giyim yardımı yapılırken, hizmetli ve şoför kadrolarına takım elbise ve ayakkabı karşılığı yardım yapıldığı, geri kalan kadrolara ise neden hiç bir giyim yardımı yapılmadığı konusu, izaha muhtaç ancak izah da edilemeyecek bir durumdur.
- Bu nedenle giyim yardımları (ayni giyim yardımı alan personellerin hakları saklı kalmak kaydıyla)tüm kamu personelini kapsamalıdır.
Örneğin; 2025 yılı için 1 takım elbise ve 1 ayakkabının toplam maliyeti en az 3.500 TL + 1.500 TL = 5.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu 5.000 TL, günümüzde yaklaşık olarak Maaş Katsayısı x 5.000 gösterge rakamına karşılık gelmektedir.
Ödenecek tutar, bu şekilde bir standarda bağlanmalı ve maaş artış oranlarına göre güncellenmelidir.
Giyim yardımları (ayni yardım alan devlet memurlarının mevcut hakları saklı kalmak kaydıyla) yılda iki kez, altışar aylık periyodlarla tüm devlet memurlarına Maaş KatsayısıX5000 gösterge rakamı oranında ödenmelidir.
- Giyim Yardımı Vergi Kesintisi.
Giyim yardımları, ayni olarak ödendiği dönemde herhangi bir vergi kesintisine tabi değildi. Ancak, yardımların nakdi olarak ödenmeye başlamasıyla birlikte gelir vergisi kesilmeye başlanmıştır.
Devlet memurlarına ödenen, aile yardımı, doğum yardımı ve ölüm yardımı gibi ödemeler sosyal yardım kapsamında değerlendirilmekte ve gelir vergisinden muaf tutulmaktadır. Bu nedenle, sosyal bir yardım niteliği taşıyan giyim yardımlarından da gelir vergisi kesilmesine son verilmelidir.
Sonuç ve Çağrı
Giyim yardımlarının, günün şartlarına göre yeniden belirlenmesi, tüm personeli kapsayacak şekilde genişletilmesi ve mutlaka vergi kapsamı dışına çıkarılması gerekmektedir.

Yeni M.E.B. Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliği Yayınlandı.
Sendika olarak, il/ilçe milli eğitim müdürlükleri yönetmeliğinde bulunan eksiklikleri yıllardır dile getiriyoruz. Bu eksikliklerin en başında, ilgili yönetmelikte şeflerimizin yönetici olarak tanımlanması ve eğitim çalışanlarının görev tanımlarının eksiksiz bir şekilde yapılması gerektiğini ifade ediyoruz.
Bu yöndeki istek ve taleplerimizi Milli Eğitim Bakanlığı’na daha önce resmi olarak birçok kez ilettik. (Bkz. https://www.tec-sen.org/haberdetay.aspx?hid=11664) Hem de Bakanlık yetkilileri ile gerçekleştirdiğimiz yüz yüze görüşmelerde bu konuyu sürekli dile getirdik. (Bkz. https://www.tec-sen.org/haberdetay.aspx?hid=12702)
Yine, Personel Genel Müdürümüz Sn. Bülent ÇİFTÇİ ile gerçekleştirdiğimiz son görüşmede, görev tanımları ile ilgili yaşanan boşluğa değinilmiş; Bakanlık Merkez Teşkilatımızda birçok genel müdürlüğün, Personel Genel Müdürlüğü de dahil olmak üzere, iç hizmet yönergeleri ile hem genel müdürlüklerin hem de görevli eğitim çalışanlarının görev, yetki ve sorumluluk alanlarının ayrıntılı bir şekilde belirlendiği, ancak il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile onlara bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli eğitim çalışanlarının görev, yetki ve sorumluluk alanlarının bir yönerge ile tanımlanmadığı, kurum içi işleyişte zaman zaman problemler yaşandığı ifade edilmiştir. Bu nedenle, Personel Genel Müdürlüğü iç hizmet yönergesinin, Bakanlığımız taşra teşkilatı için de aynı şekilde uyarlanması gerekliliğinin altı çizilmiti.
Genel Müdürümüz de, taşra teşkilatı için ayrı bir yönerge veya il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri yönetmeliğinin daha kapsamlı hale getirilebileceğini ifade etmişti.
Uzun uğraşlarımız sonucunda, 26.04.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliği’nde yöneticiler arasında şef unvanı da belirtilmiş ve “Şef: Personel arasındaki koordinasyonu sağlayarak şube müdürlükleri ve birimlerin iş ve işlemlerini etkin ve verimli bir şekilde yürütmekle görevli ve sorumludur.” şeklinde görev tanımı yapılmıştır.
Söz konusu değişiklik, şeflerimizin yönetici olarak tanımlanması açısından önemli bir düzenleme olmuştur; ancak tüm kadroların görev tanımlarının yapılması noktasında eksik bir düzenleme olmuştur. Yaşanan bu eksiğin önemli bir parçasının tamamlanmasından dolayı Bakanlık yetkililerimize teşekkür ediyor, en yakın zamanda il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile onlara bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli eğitim çalışanlarının görev, yetki ve sorumluluk alanlarının ayrı bir yönerge ile tanımlanmasını beklediğimizi belirtiyoruz.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ



















