2023 seçimleri öncesinde, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından, “Birinci dereceye giren ve şartları tutan tüm memurlarımızın 3600 ek gösterge hakkından yararlanabilmesini sağlayacağız.” yine o dönemki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Vedat BİLGİN tarafından da “3600 ek göstergeyi 1. dereceye gelen tüm çalışanların müktesep hakkı olarak düzenlemek gerekir, kanun teklifimiz hazır” denilerek kamuoyuna defaten açıklamalarda bulunulmuştu. Söz konusu açıklamalar 1.Dereceye gelen, gelecek ve emekli olan kamu çalışanları arasında sevinçle karşılanmıştır.
Ancak aradan iki buçuk yıl gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen bu sözler halen yerine getirilmemiştir. Verilen sözlerin tutulması yasa teklifinin hiç bekletilmeden bir an önce T.B.M.M.’ye getirilmesi ve yasalaşması birinci dereceye gelmiş, gelecek ve emekli olmuş kamu çalışanlarının haklı bir beklentisi haline gelmiştir.
Bu beklentiyi yetkili makamlara bir kez daha hatırlatıyor ve bu konunun kamu çalışanları adına bir an önce çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz.
Kıymetli kamu çalışanları; 2 Toplu Sözleşme dönemi geride kalmış, 3600 meselesi ile ilgili yetkili sendika kılını dahi kıpırdatmamış, diğerlerinin de umurunda olmamıştır. Artık sizce de bu sendikalardan medet umma zamanı dolmadı mı? Hadi Artık Durma! Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası ve Devlet Memurları Konfederasyonu çatısı altında sürdürülen bu mücadeleye sen de ortak ol.
Biz Başaracağız, Birlikte Başaracağız, Herkes Kazanacak.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Milli eğitim bakanlığında görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının açılması için yıllar yılı görüşme yapar, bakanlık bürokratlarının sınav açması için ikna etmeye ve eğitimlerini tamamlamış memurların kariyer ve liyakat ilkesine göre görevlerinde üst kadroya geçme isteğini ve talebini iletiriz. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarını açmaya direnen üst düzey yöneticileri, ‘ben bu koltukta oturduğum sürece sınav açmayacağım!’ diyen zalimleri, sınav açmak için tüm pürüzleri ortadan kaldıran, elinden geleni yapan aslanları gördük.
Halbuki bu böyle olmamalıdır. Devlet memurlarının kariyer yapmalarına imkan sunan sınavların açılması , sınav sonrası sürecin tamamlanması gibi basit bir işlemleri neden bir faninin vicdanına veya vicdansızlığına bırakıyoruz? Her bakanlık neden aynı kadrolar için ayrı ayrı sınav süreci başlatıyor? veya sınav takvimleri belirlenmiş tarihlerde, belirli periyotlar içinde yapmıyoruz. En küçük sorunları bile çözmek yerine neden halı altına atıyoruz? neden görmezden geliyoruz? küçük sorunların neden büyümesine fırsat veriyoruz?
Şimdi Milli eğitim bakanlığında görev yapan memurlar görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının açılmasını bekliyor. ‘Sınav Ne zaman?’ sorusunu sorup cevap bekliyor? Memurlar ne bu soruyu sorsun! ne de sorularına cevap arasın! Bu sınavların tarihleri yönetmeliklerde belirlensin ve o gün geldiğinde bu sınavlar yapılsın ve sınav sonrası atamalar ise en geç 2 ay içinde tamamlansın. Çok mu zor! bu eziyeti memurlarımıza neden yapıyoruz.
Bu sorunun köklü çözümü de basittir.
1- Devlet memurları görevde yükselme ve unvan değişikli yönetmeliği yayınlanır. (Tüm Bakanlıklar Dahil Edilir)
2- Bu yönetmelikte Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının tarihleri net olarak yazılır. (Örnek: Tek haneli yıllarda Unvan Değişikliği Sınavları ve çift haneli yıllarda Görevde yükselme sınavları açılır.)
3-Sınavlar tüm bakanlıklar için ortak ve merkezi yapılır. sınavı kazanan adayların atamaları en geç 2 ay içinde tamamlanır ve olur biter.
BU KADAR BASİT!

Millî Eğitim Bakanlığı’nın belirli aralıklarla yaptığı görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları, uzun süredir kurum çalışanları arasında adalet ve eşitlik tartışmalarına yol açmaktadır.
Sendikamızın AR-GE birimi tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, bu sınavlardaki ölçme-değerlendirme dengesizliklerini ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur.
Raporun Temel Bulguları
- MEB’in kendi personeline yönelttiği sınav soruları, diğer kamu kurumlarına göre daha zor, detaylı ve yoruma açık niteliktedir.
- Sınavların bilişsel düzeyi, analiz ve değerlendirme ağırlıklı sorular nedeniyle, görev tanımlarının ötesine geçmektedir.
- Bu durum, uzun yıllardır görev yapan personelde motivasyon kaybı ve adalet duygusunun zedelenmesi sonucunu doğurmaktadır.
Veri ve Analizler
Rapor, MEB sınavları ile Adalet Bakanlığı sınavlarını (aynı unvan için) karşılaştırmış; MEB sınavlarında analiz düzeyindeki soruların oranının %25, diğer kurumlarda ise yalnızca %8 olduğu belirlenmiştir.
Önerilerimiz
- Tüm kurumlar için iki yılda bir merkezi sınav takvimi oluşturulmalı.
- Sınavların zorluk düzeyi standartlaştırılmalı.
- Sorular, görev yeterliliğini ölçen, sade ve tek doğruya odaklı biçimde hazırlanmalı.
Sonuç
TEÇ-SEN olarak, adalet ve liyakat esasına dayalı bir sınav sisteminin tüm kamu personeli için zorunluluk olduğuna aynı unvan için eşit şartlarda yarışılması gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda hazırladığımız rapor, ölçme-değerlendirme süreçlerinde şeffaflık, güven ve motivasyonun yeniden tesis edilmesi çağrısını içermektedir.

Toplu Sözleşme İkramiyesi, Yasal Faiziyle Birlikte Üyelerimize Ödenecek!
📌 TEÇ-SEN olarak üyelerimiz adına açtığımız davada, Danıştay; %2 barajının altında kalan sendikalara üye olan kamu çalışanlarına toplu sözleşme ikramiyesi ödenmemesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti.
Dava Konusu:
Toplu sözleşme hükümleri gereği; yalnızca %2 barajını geçen sendikalara üye olan kamu görevlilerine ödeme yapılması, sendikal tercih özgürlüğünü zedeleyen, eşitlik ve adalet ilkesine aykırı bir uygulamaydı.
📚 Mahkeme Ne Karar Verdi?
Danıştay 12. Dairesi, kamu görevlileri arasında bu şekilde ayrım yapılmasının Anayasa’nın 10. ve 51. maddelerine aykırı olduğunu belirterek düzenlemeyi iptal etti.
📌 Ne Olacak?
Mahkeme kararı neticesinde;
01 Ocak 2023 – 05 Mart 2024 tarihleri arasında üyelerimize eksik ödenen toplu sözleşme ikramiyesi, yasal faiziyle birlikte geri ödenecek.
________________________________________
📢 TEÇ-SEN OLARAK DİYORUZ Kİ:
✅ Her bir üyemizin hakkı, sendikamızın namusudur.
✅ Ayrımcılığa, eşitsizliğe ve keyfî uygulamalara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
✅ Kamu çalışanlarının adalet mücadelesinde öncü rolümüzü sürdüreceğimizi kamuoyuna
saygıyla duyuruyoruz.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Bu Teklife Kapalıyız!’ Pankartları Açıp, %3,5’lara İmza Attıkları Gün, Memur ve Emekli Kaybetmiştir!
Unuttunuz değil mi? Memur, emekli, çalışan sabit gelirlilerin açlık ve yoksulluk sathına itilmesi, tırpanlanarak hesaplanan enflasyon altında alım gücünün düşürülmesi, Toplu Sözleşme masalarında yürütülen ‘al gülüm! ver gülüm!’ masalları ve ‘memur kazandı!’ yalan rüzgarlarıyla birlikte ‘Hakem Heyeti Noterdir!’ gerçekliğinden hakem heyetine temsilci göndererek, memur ve emeklinin 2026 ve 2027 yıllarını gasp eden son perdenin başrol oyuncusu yetkili parti sendikasının ve ortakçısının/yancısının ‘masadan önce biz kalktık!’ dalaşı ‘Cambaza Bak!’ oyununun bir parçasıdır.
Memur ve emekli, yetkili parti sendikasının 2017 yılında; %3 hükûmet teklifine ‘Bu teklife kapalıyız!’ deyip %3,5’lara imza attığı gün kaybetmiştir.
Bir tespit yapmakta fayda var. Çünkü tespiti, teşhisi yapmadan doğru ve sağlıklı tedavi yapamazsın. Parti sendikalarının genel işleyiş özellikleri varlığını borçlu olduğu, göbekten bağlı oldukları partilerin sözünden çıkmamaktır. Bu parti sendikalarının genel merkez yönetim kurulları, il ve ilçe başkanlıklarının seçimi ise demokratik yollarla yapılmamaktadır. Bağımlı oldukları partiler yönetim kurullarını, il ve ilçe başkanlıklarını atar veya görevden alır. Partilerin sahibi oldukları bu sendikaların yöneticileri ise gelen parti emrini anında yerine getirirler. Aksi görülmemiştir.
İşte bu nedenle 8 dönem 16 yıldır memur, emekli ve çalışanın hak ve adalet arayışının arka planında memurdan, emekliden, çalışanın yanındaymış gibi poz verip türlü dolaplar çevrilmiş ve açlık ve yokluk çukuruna bile isteye yetki verdikleri parti sendikalarının eliyle itilmiştir. Maharet ise tüm bu fırıldak işlerin algı yönetimi ile gizlemesidir. Parti sendikaları ile ilgili unutulmaması gereken ikinci durum ise; bunlar sanki düşmanlarmışçasına kavga ederler, kedi köpek gibi birbirlerine olmadık hakaret ederler ama aynı yapının farklı kurumlarıdır. İstisnasız hepsi ‘Aynı Yere Hizmet Ederler!’
Bu sisteme destek veren, yetki veren memurların da büyük sorumluluğu vardır. Yok ‘benim odam değişmesin! ‘benim özel işlerim var! ‘Amir baskı yapıyor, korkuyorum! gibi lakırdıların geçerliliği yoktur ve kalmamıştır. Korkutanlarla korkanlar arasında gizli bir ittifakın varlığını iyi biliriz. Burada kul hakkı büyüktür.
Düşünün; 2023 yılında yapılan, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilleri seçimlerinden önce bizzat Cumhurbaşkanımız tarafından sözü verilen;
1.Dececeye gelen tüm kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmesi sözünü, Emeklilerimize sözü verilen ve bugün 20 bin liralara ulaşan seyyanen zam sözünü, Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarından uygulanan ‘sözlü sınav/mülakat sistemine son vereceğiz!’ sözünü bile 2 dönemdir hayata geçiremeyen ve hakem heyetine noter deyip sonra hakeme temsilci gönderip hakem heyetinin toplanmasını sağlayan ve 2026 ve 2027 yılları için toplam %27 artışın bizzat sebebi olan bu parti sendikalarının memur, emekli ve çalışana vereceği zerre-i miskal umut kırıntısı bile yoktur.
20 yıldır yetkiyi alıp yapamadığını, alamadığını, kazanamadığını bundan sonra yapamaz. Alamaz. Kazanamaz.
Yardımcı hizmetler sınıfının kanayan yarasını bunlar durduramaz. Kademeli emeklilik bekleyen milyonların sorunlarına bunlar çare olamaz. Sorunların sebebi olanlar çözümün bir parçası olamaz. Bu kanseri söküp atmak memurun elindedir.
Çözüm apaçık ortadadır. İSTİFA KARTINI BU CAMBAZA BAK OYUNA SÜRMEKTİR.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Memurun zammı enflasyon karşısında eridi.
TÜİK’in açıkladığı Eylül 2025 enflasyon oranı aylık %3,23, yıllık %33,29 oldu. Böylece üç aylık kümülatif enflasyon %7,5’e ulaştı.
TEÇ-SEN Genel Başkanı DEMİREL :
“Kamu personeli yılın ikinci yarısında %5 zam almıştı. Ancak bu zam enflasyon karşısında şimdiden eridi.
Daha üç ay açıklanacak enflasyon rakamı varken, memurların aldığı zam erimeye devam edecek. Memuru yoksulluğa mahkûm eden sendikalara mecbur değiliz!”
Ortalama memur maaşı 56.774 TL, emekli maaşı 23.755 TL’de kaldı. Açlık sınırı 30.102 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 91.304 TL’ye ulaştı. Memur ve emeklinin sefaletle boğuşmasına seyirci kalmayacağız. TBMM’yi göreve çağırıyoruz!”
✊ Memur ve emeklilerin insanca yaşaması için en az %30 refah payı ve adil düzenlemeler talep ediyoruz.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

📌 Sakarya ili Karasu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde şef olarak görev yapan üyemiz hakkında, bir başarı belgesini vicdani gerekçelerle kabul etmek istemediği için başlatılan disiplin süreci sonucunda verilen uyarma cezası, TEÇ-SEN’in hukuki mücadelesiyle mahkeme tarafından iptal edilmiştir.
📍 Mahkeme, üyemizin amirine yönelik herhangi bir saygısız söz ya da davranışının bulunmadığını,
📍 Karar gerekçesinin, kişisel kanaat ve somut dayanaklara dayanan bir ifade özgürlüğü niteliğinde olduğunu,
📍 Soruşturmada iddiaları destekleyecek tanık ya da somut bir delilin yer almadığını belirterek verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.
⚖ Mahkeme Ne Dedi?
🟨 “Başarı belgesini almak istememek saygısızlık sayılamaz.”
🟨 “Davacının tutumu kişisel değerlendirmeye değil, somut adaletsizlik algısına dayanmaktadır.”
🟨 “Disiplin cezasını haklı gösterecek hiçbir söz, tutum veya tanık ifadesi bulunmamaktadır.”
📢 TEÇ-SEN olarak diyoruz ki:
➡ Her bir üyemizin hakkı, sendikamızın namusudur.
➡ Keyfi uygulamalara karşı yargı yolunu sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz.
➡ Bu karar, görevini hakkıyla yapan ama haksız ithamlarla karşılaşan tüm eğitim çalışanları için emsal teşkil etmektedir.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

📌 Danıştay 12. Dairesi, 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamında çalışan sözleşmeli bir personelin talebi olmadan re’sen emekliye sevk edilmesini hukuka aykırı bularak işlemi iptal etti.
Kararda, 5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 95. madde kapsamında tanınan erken emeklilik hakkının:
✔ Yalnızca talep edilmesi hâlinde kullanılabilecek bir hak olduğu,
✔ Talep olmadan emekliliğin çalışma hakkı, hukuki güvenlik ve gönüllülük ilkelerine aykırı olduğu vurgulandı.
✊ Ne Anlama Geliyor?
Bu karar;
✅ Sözleşmeli personelin, talep etmeden emekli edilmesini engelleyen önemli bir yargı kazanımıdır.
✅ Re’sen emeklilik uygulamasının, personel iradesini dışlayan bir işlem olarak hukuken geçersiz sayıldığını ortaya koymaktadır.
✅ Aynı durumdaki sözleşmeli personel için emsal teşkil etmektedir.
📢 TEÇ-SEN olarak diyoruz ki:
➡ Her bir üyemizin hakkı, sendikamızın namusudur.
➡ Keyfi uygulamalara karşı yargı yolunu sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz.
➡ Bu karar, benzer mağduriyet yaşayan tüm eğitim ve kamu çalışanları için emsal teşkil etmektedir.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ
DAVA KARAR DOSYASI 👇

TEÇ-SEN AR-GE Biriminin Hazırladığı Çarpıcı Araştırmayı Genel Başkanımız Ümit DEMİREL Kamuoyuyla Paylaştı : Açlık ve Yoksulluk Sınırı Aşıldı, İnsani Yaşam Uçurumda!
AR-GE Birimiz tarafından Türkiye’nin 81 ilinde yürütülen “Açlık ve Yoksulluk Sınırı, Bekar Çalışan Yaşam Maliyeti ve İnsani Yaşam Eşiği” araştırmasının sonuçları, bugün düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu.
Genel Başkan DEMİREL, yaptığı açıklamada Türkiye genelinde dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını vurguladı. Açlık sınırının yalnızca gıda harcamalarından oluştuğunu, yoksulluk sınırının ise barınma, ulaşım, sağlık, eğitim ve giyim gibi temel harcamaları kapsadığını belirtti. Demirel, çoğu kurumun bu iki veriyi paylaştığını ancak insani yaşam için gerekli olan bütüncül bir maliyet analizinin yapılmadığını ifade etti. İnsani yaşamın yalnızca kirasını ödeyen, faturasını yatıran ya da beslenebilen bireylerle tanımlanamayacağını söyleyen Demirel, ekonomik krizlerin toplumsal sonuçlarına dikkat çekti.
2025 Eylül verilerine göre, Türkiye genelinde dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 30 bin 102 TL, yoksulluk sınırı 91 bin 304 TL, bekar çalışanın yaşam maliyeti ise 39 bin 351 TL oldu.
Büyükşehirlerde bu rakamlar daha da yükseldi. Açlık sınırı 30 bin 734 TL, yoksulluk sınırı 95 bin 611 TL, bekar çalışanın yaşam maliyeti ise 45 bin 275 TL’ye çıktı. Araştırmada ilk kez açıklanan “İnsani Yaşam Aylığı Eşiği” ise 123 bin 900 TL olarak hesaplandı. Bu rakam, yalnızca gıda, kira, ulaşım, sağlık ve eğitim değil; haftalık sosyal-kültürel etkinlik, ev dışı yemek, dijital abonelikler ve yılda iki kez yapılacak tatil masraflarını da kapsıyor.
Türkiye’de asgari ücret 22 bin 104 TL, ortalama emekli maaşı 17 bin 100 TL seviyesinde bulunuyor. Bu veriler ışığında, çalışanların ve emeklilerin önemli bir kısmı açlık sınırının dahi altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor.
Dört kişilik bir ailenin tüm bireyleri asgari ücretle çalışsa bile yoksulluk sınırına erişemiyor. Aynı şekilde, en düşük memur maaşının 47 bin TL civarında olmasına rağmen, tek bir memur maaşı yoksulluk sınırına ulaşamıyor. İki memur gelirinin birleşmesi dahi insani yaşam eşiğini yakalayamıyor.
DEMİREL, sabit gelirli milyonlarca çalışanın Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nde yer alan en temel “fizyolojik ihtiyaçları” dahi karşılayamadığını dile getirdi. Bu durumun aile içi huzursuzluk, şiddet, intihar ve toplumsal sorunlara zemin hazırladığına dikkat çekti.
Genel Başkan DEMİREL’DEN Çözüm Önerileri :
Asgari ücret, memur ve emekli maaşlarının en az yoksulluk sınırı temel alınarak belirlenmesi gerektiğini belirten DEMİREL, ücretlerin enflasyona göre aylık güncellenmesi ve vergi sisteminde reform yapılmasını talep etti.
Ayrıca “İnsani Yaşam Aylığı Endeksi”nin bağımsız kurumların katkısıyla hazırlanarak toplu sözleşmelerde referans alınması gerektiği kaydedildi. Büyükşehirlerde kira desteği, indirimli ulaşım kartı, dar gelirli aileler için sosyal ve kültürel etkinliklerin ücretsiz sağlanması, öğrenciler için ücretsiz yemek ve dijital erişim desteği de öneriler arasında yer aldı.
DEMİREL, “İnsanca yaşam koşullarının sağlanması için hazırladığımız projelerin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Sosyal adaletin ve toplumsal refahın güçlenmesi adına bu araştırmanın dikkate alınması gerekiyor” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ

Her yıl Eylül ayında, 657 sayılı Kanun’un ilgili maddesi gereği ödenen öğretim yılına hazırlık ödeneği, içinde bulunduğumuz ay itibarıyla ödenmeye başlanmıştır.
Bakanlığımızda görev yapan; okul ve kurum binalarının bakım, onarım ve tadilat çalışmalarını yürüten mühendis, mimar, tekniker ve teknisyenlerimiz ile taşıma, yemek, bilgisayar, sıra, masa, kitap gibi temel eğitim materyallerinin dağıtımında yoğun emek harcayan hizmetli, aşçı, memur, şoför, programcı, şef ve şube müdürlerimiz ne yazık ki bu ödenekten faydalanamamaktadır.
Bununla birlikte, eğitimcilerimize ödenen miktar da yıllar içerisinde giderek erimiş ve neredeyse sembolik bir hale gelmiştir. 2010 yılında öğretim yılına hazırlık ödeneği, 9/1 dereceli memur maaşının yaklaşık %40’ına denk gelmekte iken bu oran günümüzde %10–15 seviyesine gerilemiştir. Bu durum, ödeneğin veriliş amacından uzaklaştığını ve eğitimcilerimizin gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak kaldığını açıkça göstermektedir.
Unutulmamalıdır ki eğitim bir ekip işidir.
Sağlık Bakanlığımız, sağlık hizmetinin ekip işi olduğu anlayışıyla Ek Ödeme/Döner Sermaye sistemini (doktor, hemşire, memur, teknik personel dâhil) tüm personeli içerisine alacak şekilde kurmuştur.
Talebimiz: Öğretim yılına hazırlık ödeneği, ayrım yapılmaksızın tüm eğitim çalışanlarına ödenmeli ve 9/1 dereceli memur maaşı tutarına yükseltilmelidir.
Bu adım, tüm eğitim çalışanlarının motivasyonunu artıracak ve eğitim-öğretim hizmetinin daha nitelikli yürütülmesine katkı sağlayacaktır.
TEÇ-SEN GENEL MERKEZİ













